Belki gaz verir felam.
22 Mayıs 2009 Cuma
Polarizasyon
Belki gaz verir felam.
21 Mayıs 2009 Perşembe
Navigasyon Nereye Gasyon!!
Bu sırada Burak'ın benle ileri sürüş tekniklerini tartışmaya çalışması, en son cümlede ise navigasyona olan inancımız ayrı bir hava zaten.
Nese diyalog tam anlaşılmazsa altta bulabilirsiniz.
.
Burak:Abi vites değiştirirken zaman kaybediyorsun.
Cihan:A**na k**ayım rally mi bu zaman kaybediyorsun.
B:Sen vites değiştirene kadar araba geniş almaya başlıyor.
******sessizlik*******
C:Ben bu navigasyona sokam. Böyle yola mı sokar lan bizi.
B:Yaa kısa yol bu bence.
C: Evet belli!
B: Simon, did u fix the navigation?
20 Şubat 2009 Cuma
La Grande Voyage*
Bitiyor artık. Şuanda Charles De Gaulle(Paris) deyim, Stockholm uçağı kaldı bir tek geriye. Bu sabaha kadar hala Bordeaux-Paris arası bir biletim yoktu. Şanslı olduğuma inanıyorum bu gezmek-tozmak işlerinde. Sabah Bordoeaux de “Air France” ın ofisine uğradım. 48€’ya hemde dayım ve eniştemle aynı uçağa yer buldum. Normalde bu bilete geçen haftalarda baktığımda 150€ gibi birşeydi. Bu yüzdende almamıştım. Hemde Paris-Stockholm biletimle birleştirdim bunu aldığım yerde. Sonuç olarak Bordeaux’da tek check-in yapmış oldum Stockholm’e kadar.
"Rue Saint Catharine"
Bordeaux ile ilgili izlenimlerimi daha üzerine pek zaman geçmeden yazmak iyi olur herhalde. Hemde şu havalimanındaki kalan 40 dakikamı doldurmuş olurum.
Bu ilk kez Fransa’da bulunuşum. Öncelerden bir kıllık , ön yargı söz konusu. Ama Bordeaux’yu çok beğendim gerçi yaklaşık 1,5 gün kalabildim. Bizim hafif İstiklal varimsi bir caddesi var, Rue Saint Catherine. Eski binalar ve bir sürü dükkan. Tabi bu cadde İstiklal’ e kıyasla dar ,ortak yönleri eski yapılar ve araçlara kapalı olması dışında birşeyi yok. Ha unutmadan birde Çiçek Pasajı bulduk ki komedi. İçeride akordiyon çalıp romen-türk şarkıları söylüyorlardı. Bizde içeri girip takıldık bir müddet. Durumuda orada anladık. Romanyada bir casino’da müdür olan Türk ve onun Romanyada ki Türk arkadaşlarıda maçı izlemeye gelmişler. Yaygarada ondan kopmuş. Eğlenceliydi baya oda, hatta bir ara Erman Toroğlu felamda takıldı oradaki gruba.
"O Çiçek Pasajımsı şey, arkada akordiyoncu amca felamda görünüyor."
Azcık dolaşabildiğim kadarıyla akılmda 3 mağaza kaldı. Mollat,Virgin ve Fnac. Virgin ile Fnac aynı yolun yolcusu, devasal D&R’lar cd-dvd kitap vs. Vs. Etkiliyici olmaların nedeni bence büyüklüklerinden olsa gerek. Aynı Mollat gibi Bordeaux’e gitmeden Aceto’nun blog’unda aşırtıp fotosunu koyduğum şu kitapcı. Kitaplar görebildiğim kadarı ile Fransızca sadece. Ama ona rağmen içerde 1 saat geçirebildim. Çünkü inanılmaz bir büyüklüğe sahip ve mağaza tasarımı çok sade hoş olmuş. Hele o çizgi-roman bölümünde Fransızca bilmediğim için hayatımda ilk defa pişmanlık duydum. Tek kelime ile:Etkileyicidi. Ortak bir tarif bulmam gerekirse. 100m^2 lik bir yerin tıkabasa sadece çizgiroman olduğunu düşünün. Süperdi.
Aslında Bordeaux’un bittiği an bugün havalimanına giderken değilde dün gece oldu. Fuat(eniştem) ile "Place De La Comedie" meydanında pub-lounge tarzında bir yer bulduk. Amaç birer birşeyler içip kaçmaktı başka yere. Bu kararı alırken saat 11di. Ama işte herzaman tutmuyor bu planlar. 1 şişe whiskey bitirdikden sonra ikimiz basan hararet ile dışarısında oturduk. O an bütün yol işkencesi ve bana kayan yol masraflarına değdiğini düşündüm. Alttaki fotoğrafı ancak sabah çekebildim dün gece oturduğumuz noktadan.
"Place de la Comedie"
Bu binalar gece ışıklandırılmıştı. Ee sokakda da tek tük insan vardı. Nese gecenin bitişi 2. Şişenin bitişiyle oldu, benim içinde Bordeaux gezisi tamamlanmış oldu. Şu an yazdıklarıma baktımda o an aldığım keyfi gerçekten tarif edememiş hiç. Yazarak edebileceğimde sanmıyorum pek.
Le Grande Voyage. Evet evet çok güzel zamanda izledim filmi. Hemde benim bu 4günlük macerama çok güzel başlık olmuş oldu. Umarım bi benzerini tekrarlama şansım olur. Plansız,biletsiz...
*La Grande Voyage(Büyük Yolculuk) - Ismaël Ferroukh 2004
18 Şubat 2009 Çarşamba
Sonunda Bordeaux
Kendimle gurur duymuyorum desem azdır. Bu yolculuğa çıkarken elimdeki tek adres "Saint Catharina Hotel-Bordeaux" idi. Ve artık oteldeyim.
Alttaki harita katettiğim yolu gösteriyor şaka gibi 3günde, 3ülke ve 2667km google map'e göre. Buraya kadar sadece Stockholm Skavsta- Frankfurt Hahn arasını uçak ile aldım buda 1350 km ye denk geliyor. Gözünüzde canlandırmanız için harita aşağıda.
Nese inanması zor ama Bordeaux'deyim.
Evet evet dışarı çıkıp gezeyim ben etrafı.
TGV'den Post
"TGV böle bişi işte"Büyük bir hevesle bu post'u TGV'nin içinden yazıyorum. Sanki Bordeaux'e gitmek için bir engel kalmadı.
Eskilstuna'dan Frankfurt' 6 saate ulaştım herşeyiyle.Frankfurttan Paris ise 10 saat sürdü otobüs ile. Parisde otobüs sordum ama bulamadım Bordeaux için. Otobüsde tanıştığım tipler sağolsun yardımcı oldu ve TGV'lerin kalktığı tren gar'ını tarif ettiler. Neyse 20dk sonra kalkacak TGV'ye 68€(680sek) bayıldım.
Frankfurttan Paris'e O403 ile giderken birde film izledim laptopdan. Bir filmin yeri zamanı bukadar mı tutar içinde bulunduğum durum ile. Fransız yapımı bir film ,ismi: La Grande Voyage(büyük yolculuk). Bir ara vakit bulayım yazarım filmin konusunu. Belki bu gezi ile ilgili son post'un başlığıda bu olur.
Yaklaşık 2 buçuk saat sonra Bordeaux'deyim. Aslında beklentimde TGV'de internet bağlantısı bulup buradan atmaktı post'u. Bu da Bordeaux'e kaldı.
Fransızlar hakkında ilk izlenim:İngilizce konuşabiliyorlar.
ps1:Bordeaux'e gelince iş değişti burada daha rastlamadım. Otel resepsyonisti dahil.
15 Şubat 2009 Pazar
12 Şubat 2009 Perşembe
Benim Olacaksın Bhutan!

Bi ara takmıştım Bhutan'a, bugün google.earth'e bakarken gözüme takıldı tekrar. Bu tarz yerlere hep kaçmak istediğim zaman bakıyorum ıssız olsun, öle izole olsun diye. Genelde adaları seçmiştim bugüne kadar hep kaçamaklarım için: İzlanda,Maderia veya Svalbard gibi. Bhutan'ında benim için yeri ayrı , 4 tarafı toprakla çevrili adaların aksine. Yinede izole olma konusunda onlar kadar başarılı.
Bence Bhutan hakkında daha fazla atıp tutmak yerine orada yaşayan Gamze Deniz'in Bhutan gözlemlerini sözlükden okumak daha lezizdir eminim.
ps:Bahsettiğim suserin ismi Ribbons
8 Şubat 2009 Pazar
En Kısa Ay, En Uzun Tatil
1.Nora: 14 şubat'ta malum sevgililer günü Burak'la Örebronun 1 saat kuzeyinde 5000kişilik bir kasabada kutlamamıza şahit olacak. Bu cümleyi yazarken işin gidişatından korkmuyor değilim. Ama 13şubatta kendilerinin sınavı bittiği için malum 14şubat münasip düştü bize.
"Şu üsteki foto'da her nekadar göl gözüksede. Gittiğimde orada koca bir beyaz buz kütle olacağını biliyorum."Ama işte bu yerin Nora olması, o apayrı bi hikaye. İsveç'e dersinde ismi Nora olan bir finli kızın hoca ile diyaloğu Burak'ın dikkatini çekmesiyle başlamış olay. Aslında bir diyalog değil. Hoca'nın tek kurduğu cümle:
"Örebro'nun orada Nora diye güzel bir köy var".
Bu cümle Burak'ı ikna etmeye yetmiş artmış bile. Ertesi gün odama geldiğinde Nora'ya gidiyoruz dediği an diyecek cevap bulamadım. Tek diyebileceğim umarım iyi bir yerdir oldu. Burak hocadan duyduğu cümleyi tekrarlayınca. Bir saniye bile düşünmedim. Hoca o bilir elbet köy güzel diyorsa güzeldir. 20dk karar aldık ve 1 saat sonunda 250sek'e gidiş dönüş Nora biletimiz olmuştu.
Şu an elimde herşeyi biletleri olan tek tatil bu. Bir de şu alttaki resim var elimde buda güzele benziyor.

2.Frankfurt: 16şubat Frankfurt gidiş biletimin olduğu ama dönüş biletimin daha olamadığı bir durum. Ryanair sağolsun 5euro'ya aldım gidişimi Stockholm-Frankfurt. Dönüş artık Allah'a emanet. Elbet dönerim. Galiba çok Türk'üm. Gerçektende elbet dönerim düşüncesi var aklımda. Halamda kalacağım 1-2 gece (umarım). Daha üşenipde halama telefon açıp durumu haber veremedim.
Frankfurt bildiğin Frankfurt işte. Gide-gele "bizim oralar" tabirine katıldı kendisi. Önce Zeil'de aval aval yürüyüp vitrinlere bakarım. Aha alttakide Zeil. Bizim biraz istiklalin post-moderni.

Gidmişken 3 katlı Saturn'ede girmemezlik olmaz. Sonra akşamda biraz Main nehrinde yürümece takılmaca. Ucuza sosis ve patates kızartması eşliğinde. O patates kızarmatlarıda kağıt külahda verirler hep. Çocuk gibi yiyorsun güzel oluyor. Akşamda bir kneipe'ye gidersem tadından yenmez. Cuervo iyi bir şeçim gibi.
En nihayetinde Frankfurt bu sıkar uzun olursada.
3. Bordeaux: Bu sene hiç gidemedim diye üzülüyordum Bordeaux'ya malum artık geneleksel hal alan Bordeaux-Galatasaray eşleşmesi yine yardımıma yetişti. Sağolsun dayım ve eniştemde hem kendilerine hem bana bilet otel işini ayarladılar.
Maç 18 şubatta. 18-19şubat için ise otel rezarvasyonum hazır. Muhtemelen Frankfurt'dan geçeceğim gece treni güzel bir opsiyon gibi. Dönüş olarak opsiyonum yine "Allah'a emanet" modeli.Güzel oluyor Bordeux severim, bir sene görmeyeyim içim huzursuz olur(!) o derece yani. Mollat'da kitap alışverişi.

Sacco'da akşam yemeği, e tabi "Chateaux Bordeaux" şarabıda güzel olur. Birde okyanusa karşı da tekrarlarsak daha ne diyeyim keyif üstüne keyif. Seviyorum bu şehri. Güzel olacak güzel.
Galiba Frankfurt'da bizim oralar derken Bordeuaux de gaza gelip bir ayşe arman havalarına bürünmüşüm. Yemişim bordeaxunu lan ben daha hayatımda Ankara'ya gitmedim. Buda ilk olacak işte.
4. Kiruna/Abisko: İşte dana kuyruk meselesi bunun altında. 27şubatta gidiyorum gidiş dönüş biletim hazır. 1000Sek patladı Norwegian ile. Fiyat aslında iyi Kiruna gibi bir mesafe için tren biletinin de 800sek olup tek yönün 18saat sürdüğünü düşünürsek gayet makul aslında.
69. Enlem. Yani kuzey kutup dairesi içinde yer alıyor kendisi artık. Bildiğin kutup işte.
Kuzey ışıklarını görünce vereceğim tepki için hala kararsızım. Ama ayna karşısında provlarım sürüyor, üstünde çalışıyorum. Bu gezide de herşey iyi güzelde kalacak yerim yok. Hosteller fully booked gibi bişiler mırıldanıyor. Normal bir yer olsa dert etmem alır uyku tulumumu boş bulduğum yere yatarım. Ama malum -20dereceden bahediyoruz iyi bir beklenti ile. Neyse bu "Allah'a emanet" olaynın artık burada patlayacağını düşünüyorum bi yerden sonra. Yinede korkutamaz gözümü hostelsizlik. Haskileri alır koynuma uyurum(!).Evet evet en heycan verici olan bu işte. Kiruna hakkında fazla bişi yazmak istemiyorum. Gördükden sonra üzerine zaten destanlar yazarım.
------------------------------------------------------------------------------------------
Şubat'a gel malum 1 yılda yapacağımı yapıyorum. Maddi durumda direk kemer sıkma politakısına geçildi. Cuma dışarı çıkılmadı. Ve bu ay çıkılmayacakda. Alkol minumumda tutuluyor. Yemek dışarda olayıda gerektiği kadar. Makarna ve noodle la bi şekilde idare edcem. Diğer türlü patlar bir yerimde, hemde ne patlama. Ama inançlıyım yetcek param.
Birde şu frankfurt-bordeaux yoluna bir limon bulsam daha ne.Böyle sapsarı beyaz kağıtla sarılmış olanlardan. Çok sulu da değil kuruda değil. Bi limon işte. Böyle limon sandığında duran gibilerinden. O sandıkda ne yanar ha zaten çıra niyetine kullanılır. Herşeyi yakar anlaşılan.
Neyse konuyuda limon sıkarak kapamış oldum.
