30 Mayıs 2012 Çarşamba

Zurnanın Son Deliği: Veggi Kebap Paella

Bu karışımı aklına getiren kişi olsa olsa, çok gezmiş hayal gücü yüksek biri olur. Ama bu hayalden kar yapma girişimini açıklayacak hiç bir mantıklı kelime bulamıyorum. Bırak 3'lü kombinasyonu, 2'lisi bile olmuyor.


Kebap Paella: Pilavüstü döner, pilava safran katılmışı hafiften
Veggi Paella: Sebzeli pilav, babanenin yaptığından
Veggi Kebap????????

Almanya'da Yaşamak ?!

Yeni geldiğim için bu aralar çok sık karşılaştığım bir soru olmaya başladı: Almanya'da yaşamak nasıl bişeyyy?

Genelde kem-küm diye cevap veriyordum ama ahanda cevap:



yazı ile: Almanya'da yaşamak, canın çektiğinde köşede ki bakkaldan sucuk ve yumurta almak demek.

5 Şubat 2012 Pazar

Aha da Başlıyorum!


Son post'un tarihi 9 Nisan 2010, aradan neredeyse 1,5 yıl geçmiş. Geçenlerde blog'a bir göz attım, hala yerinde duruyor mu diye. Tabii sadece göz atmak ile kalmayıp okudum güzelcene.

Vay arkadaş, ben blog'a yazmayı bıraktığım zaman İsveç'te işsiz güçsüz takılıyormuş. Üstünden neler geçmiş neler, hemde sadece son 1 yıl 7 ay gibi bir zamanda. Neyse tekrar başlıyorum artık,

buda ipucu olsun, yeni hayata dair

9 Nisan 2010 Cuma

Adam Olacaksin, Adam!!


Baslık biraz abes oldu ama dün künefe yaptım olay bundan ibaret. Katha'nın verdiği "ben künefe istiyorum" gazıyla giriştim. Aslında beklediğimden çok basitmiş: Kadayıf, tereyağ ve peynir gerekiyor. Türkiye'de dil peyniri kullanılıyor olsada burada tuzsuz bulabildiğim tek peynir olan mozerella ile de gayet yeniyor. Kasıp tarif felan veremeyeceğim, internette yeterince bulunmakta. Ama bir foto koymak gerek:


5 Nisan 2010 Pazartesi

I'm lovin' it!


Tabii ki McDonalds değil, o adam Jaime de la Fuente, ev arkadaşım. "it" diyorum çünkü bunu yapan canlı olamaz. Sauna partisine bir elinde şarabı diğer elinde sandwich(!) ile gelen adam ne olabilir ki başka. Eh be bilader 55 dereceydi içerisi, ben konsantre olmadan içeri giremiyorken senin bu yaptığın insanlık mı.

Sonuç olarak bu adamı seviyorum, o da beni seviyor mudur bilmiyorum ama bilgisarayının masaüstünde kendi resmimi görünce biraz gay gibi hissetmiştim.

4 Nisan 2010 Pazar

Salon Manzaraları

Bizim evin salonu malum. Haftasonu geceleri ne ile karşılacağınız pek belli olmuyor. Farklı zamanlarda telefonda çektiğim ama unuttuğum fotoğrafları yükledim sonunda. Tabii bunlar ben ayık yada fotoğraf çekebilecek kadar ayık olduğum zamanlardan. Benimde o koltukda çokça kez sızdığım olmuştur. Hey gidi salon sen nelere kadirsin. Sadece 5 metre uzaklıkdaki odalara gitmek yerine sana geliyoruz her seferinde.





Özet!

Çok anormal olmasa gerek uzun aralarım. Bayadır yazmıyorum, bahaneye de pek gerek yok, canım istemiyordu.
Özet diyorum gerçi ama çok da değişen birşey yok. Rastgele sıralamak gerekirsek;
  • Herşeyden önce hala işsizim. Bir iki kez yaklaştım ama olmadı.
  • Önce Türkiye'ye alıştırma olsun diye Berlin'e gittim oradan da Türkiye'ye. Özlemişim.
  • İsveç de kar kış varken İzmir-Marmaris süper geldi. Aile-arkadaşlar felam.
  • Tallinn'e gittim 15 İspanyol ile. Kimsenin İngilizce konuşmaması ile birlikte benim için 3 günlük sessiz bir gezi olarak kaldı aklımda.
  • Okulda İsveççe programa devam ediyorum ama nedense motivasyonum çok düşük. Galiba sınıftaki en gerilerden biriyim. Toparlamam lazım durumu.
  • Buraya nihayat bahar geldi, korkunç bir kışın ardından. "Korkunç" u ben demiyorum, istatistiksel olarak son 20 yılın en çetin kışı imiş (yılı götümden salladım ama istatiksel birşey olduğu doğru)
Durum budur, tekrar gaza geldim yazarım buaralar baya birşeyler. Gazı kesmek yok, takibe devam!

19 Ocak 2010 Salı

Hayat Ben Senin Taa .... Koyayım

Gece gece İsveç'in kışında izlediğim video aşağıdadır. Ben bu hayata sövmeyimde neye söveyim!

Okumuyorum kardeşim ben yaa, dönüyorum adaya.





8 Ocak 2010 Cuma

Vivir...



Con el alma ferrada
A un dulce recuerdo
que lloro otra vez

6 Ocak 2010 Çarşamba

Armstrong Halt Etmiş! (Neil olan)

Tez için küçük, benim için büyük bir adım!İsveçce basılmış olan bir kitapda bana gerekli bölümü -biraz sözlük yardımıylada olsa- okuyup/anlayıp/hatta tezde kullanıp gece gece sevindirik oldum. Saat erken olsa bütün aileyi ayağa kaldırırım. Üşenmedim birde 1930lardan kalan webkameram ile printscreen aldım.


Ayrıca, İsveçce'yi de karıya-kıza yazmak dışında ilk defa işe yarar bir şekilde kullandım, buda olayın diğer kısmı. Gerçi hangisi daha yararlı onu tartışabiliriz:) Geçen Mayıs da attığım posta bakıyorumda, vay be zaman ne çabuk geçiyor!

2 Ocak 2010 Cumartesi

7 Fark


Aradan tam 1 sene geçmiş benim bu fotoğrafı çekileli. Burak iki fotoğrafı üstüste koyarak yolladı bugün. Sıkıcı günün, gülümseten süprizi.

1 Ocak 2010 Cuma

1 Foto, 1 Gün, 1 An


Facebook da gördüğüm nadir güzel oluşumlardan. Grubun ismi zaten kendini anlatıyor o yüzden detaylı değinmeyeceğim. Önceden size belirtilen günde, bulunduğunuz yerel saat 14:55 olduğunda tek bir kare ile anı yakalıyorsunuz. Yeni yılın ilk "anı yakala" organizasyonu ise bugün yapıldı. Merak edenler ve bir sonraki "an"dan haberdar olmak isteyenler ise linki tıklayabilir. Bir kaç adet fotoğrafıda bu bahane ile paylaşmak istedim, organizasyonu düzenleyen arkadaştan izni alarak. Buyrun efem;


Singapur, Aslı Oral


Türkiye/İstanbul, Berke Gözüm


Buda benimki-şaşırmadınız herhalde teze çalışıyordum gördüğünüz gibi, İsveç/Västerås


Sudan/Khartoum, Merve Köse


Kanada/Toronto, Halil Tugal

31 Aralık 2009 Perşembe

Zelda:Stockholm işi karükatür



Dün geceki internet mesaim de yeni bir blog buldum, mutlu oldum. Hatun karikatürcü, belli gazatelerde yayınlanıyormuş! Bir de Zelda diye çizgi romanı var ki normal günlük hayatan anlatıyor, öle süper kahramanlar felam yok etrafta. İlk okuduğumda direk aklıma American Splendor geldi -bilmeyenler için American Splendor: Hastenede çalışan sıradan bir memur kendi sıkıcı hayatını çizilmişti, bildiğim kadarıyla buda ilk kahramansız çizgi romandı- Neyse efendim ben baya bir eğlendim hem blog'u okurken hem de Zelda'yı kurcalarken.

Blog'a bakınmak isteyenler için tıklayınız şuraya. Blog İsveçce ama internet'in nimetlerinden yararlanın ve google translate kullanın efem. İsveçce-->İngilizce çevirileri gayet başarılı. Birde kensinden izin alarak çaldığım Zelda'dan bir kısım koyam (Cem Yılmaz'ın kadınlar niye master degree yalancıdıra çok uyuyor sanki).

Sol Balon: Eee, Meksikada buluştuğun çocukla nasıl gitti?
Sağ Balon: Aa sağol. Ben aşk olduğunu sanıyordum ama aslında bel soğukluğu varmış.

30 Aralık 2009 Çarşamba

Sil Baştan




Yılbaşı gecesi için yapılmış olan Stockholm otel ve gece klübü rezervasyonunu 30 Aralık itibari ile iptal etmiş bulunmaktayım. Yarın Stockholm'e gidecek grup şimdiden içmeye başladılar içerde yeni yılı kutlamak için ,1 gece önceden. Bende anca çay içip tez yapayım zaten.

Neden iptal ettirdim sorusuna bende cevap veremiyorum; teze çalışmam gerek, çok masraflı , yarinki 23 kisilik grupda 3 saptan biri olmak vs. vs. Cevabın hangisi olduğunu seçemiyorum ama bildiğim şey kesinlikle teze zaman ayırmadığım için pişmanlık duyacağım malum 2-3 haftaya bitmesi gerekiyor. Planların gerisindeyim an itibari ile.

Neyse bu sene doğum günümü evde TV izleyerek geçirmiştim, yılbaşıda onu takip edecek gibi. 12de tez yazmak istemiyorum, malum bütün yılı tez yazarak geçirmeyim en iyisi o anda bir bardakda olsa birşeyler içmek, yıl güzel geçsin.

Şimdiden hepinize iyi yıllar!

29 Aralık 2009 Salı

"senden kasiyer felan olmaz"


Blogda her ne kadar İsveç ile ilgili bazı şeylere sövsem de, bakmayın siz, ben hayatımdan çok memnunum. Ne alkol satışının tekel olması, ne havası nede insanlarının öküzlüğü benim memnuniyetim için engel teşkil etmemekte. Bunun başlıca noktası ise buraya nereden geldiğimi bilmek olsa gerek.

Dokuz Eylül Üniversitesi Çevre Mühendisliğinde de öğrenciyken, İzmir'de yeni açılan IKEA'ya başvurmuştum, duyduk ki gece rafları dolduracak part-time öğrenci arıyorlar. Neyse çağırdılar, gittik, önce dediler "sen mühendislik okuyorsun rakamlarla aran iyidir gel kasiyer yapalım". "İyi" dedim, ne diyeceğim. Ardından mülakatın son kısmı için mağaza müdürü ile görüştürdüler. Hatırladığım kadarıyla sadece 1-2 dakika sohbet ettik, ardından "senden kasiyer felan olmaz" dedi ve benle görüşmesi için lojistik müdürünü çağırdı odaya. O gün ben üniversite 2.sınıftaydım ve o gün çevre mühendisi adayı olarak son günümdü.

Tabii ki, geçen süre zarfında arkadaşlar, iş yerindekiler ve aile gibi destekleyen bir çok faktör var ise de; o kırılma anı olmasaydı muhtemelen şu anda vasıfsız bir çevre mühendisi olacaktım. İşte bu yüzden söverken, mutlu olmayıda bilmek gerek.

Urfa'lı Abi Ver Elini Öpeyim



Haber hürriyetin websayfasından. Dikkatimi çeken olay ise Urfa'lı iş adamının yaptığı. Ben size olayı özet geçeyim: Kıbrıs uçağı iptal ediliyor, yolcular protesto ediyor ve protesto sırasında urfalı iş adamı çantasından bir şişe viski çıkarıp, kalabalığa veriyor gazı:

"Buradan bir yere ayrılmıyoruz. İçkiler ve sigaralar benden"

İsveç de insanların birbirlerine içki ısmarlaması, Türkiye'nin AB'ye girmesi kadar kadar abesle iştigal bir hadise. Hatta adamlar ev partisine getirdikleri içkilerini, dibinde kalmışsa, eve dönerken hiç acımazlar birlikte götürürler.
Neyse ben haberi okudum hemen ardından açtım kariyer.net ile secretcv.com'u Türkiye de iş bakmaya başladım. Urfalı abi sağolsun ülkeme olan sevgimi arttırdı.

25 Aralık 2009 Cuma

Yırtık Dondan Çıkan İkili



Klibi, zaplerken geçen hafta TV de görmüştük ilk, hatta herkes aynı soruyu sordu birbirine:

Bu klip gerçek di mi?

Neyse gerçekmiş, hatta bu şansız olaydan iki gün sonra bi ev partisinde "check this cool song" diye biri çaldıki o anda TV de izleyen bizlerin hepsi ekrana bakıp "hakketen gerçekmiş laaann" diye tekrarladık. Aslında ne şarkının ne de klibin üstünde durmaya gerek var. Zaten sözleri "I'm on a boat, eveybody looking me cuz I'm sailing on a boat" olan bi şarkıyı buraya koymam saçma.
Ama şarkı çok feci dilime takıldı. Buda tezin yan etkilerinden biri olsa gerek di mi!
"I'm on a boat bitch. This boat is reall!!"

Winebook

Malum buaralar İsveç de noel tatili. İsveçliler için çok anlam ifade etsede, benim için sadece kapalı süpermarketleri ve system bolageti(alkol satan yer) ifade ediyor. O yüzden çarşamba günü iş yerinde topluca system bolaget'e gittik.


Resimdeki iş çantam biraz komik durmuş diye çekiverdim resmini. Aldığım şarap buranın köpek öldüreni, tabii 12 liraya köpeköldüren olur mu diyorsanız, onu bende diyorum merak etmeyin ama en ucuzu o. Karton şarapdan da hafta sonuna Sangria yapmayı planlıyorum, hadi hayırlısı.

13 Aralık 2009 Pazar

Göta Kanal 3

İsveç de bu sene vizyona giren film. Ben 1-2 nereye girdi diye merak ederken, wikide yazdığına göre 4'ü çekmeye başlamış, 5'in de senaryosu üzerinde çalışıyorlarmış. Demek ki yapımcılar Göta Kanaldan memnunlar.


Buarada Göta Kanal'ı Göteborg'dan başlayıp İsveç'in doğu sahiline kadar giden su kanalının ismiymiş. Bu bilgide filmin bize kattıkları olsun.

11 Aralık 2009 Cuma

Oldu mu José!

Hafızam yanıltmıyorsa İstanbul da lise'yi okurken dinlemeye başlamıştım Lounge FM'i (Istanbul 102.0). Ne İzmir'e taşınmam nede sonrasında İsveç'e taşınmam dinlememe engel oldu, malum radyonun sadece İstanbul da frekansı mevcut. Evde olduğumda netten açar dinlerim. Reklamlarda arada kendi organizasyonlarından bahsederler ki o radyonun sadık dinleyiciysiseniz genelde ilginizi çekecek isimlerdir.



Neyse beni bu post'u yazmaya iten isim: José González. İsmine aldanmayın kendisi İsveç'li olur. Zamanında biri tavsiye etmişti(ismini unuttum o kişinin kusura bakmasın), o gündür severim karanlık İsveç günlerinde güzel gider. Malum eleman bu hafta sonu İstanbul da çıkıyormuş. Adamla aynı ülkedeyim daha bir konserine gidemedim. Neden?? adam çıkmıyor sahneye kardeşim burada, gidiyor sağa sola, Stockholm'e gelince tık yok. Kıskandım ne yalan söyleyeyim. Buarada tanıtımlarda geçen "...Arjantin kökenli, İsveçli sanatçı...." olmamış. Kendisi Şili asıllıdır efem, bilgilerinize.

İki adette parçasını iliştireyim. Birincisi radyoda reklamlar da dönen parça Teardrop diğer ise benim favorim olan Down the Lines.




 

Free Blog Counter
Poker Blog